Merhaba Ziyaretçi; Bugün Saat
Sıkıntıların Sonu Gelmiyor!
Sinop Eğitim-Sen üyeleri Uğur Mumcu Meydanında bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Eker, “TEOG ile Öğrenciler Meslek Lisesi, İmam Hatip ve Açık liseye mahkum edilmiştir.” dedi.

 

06 Eylül 2014 Cumartesi 00:35

 

Sinop Eğitim-Sen üyeleri Uğur Mumcu Meydanında bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Eker, “TEOG ile Öğrenciler Meslek Lisesi, İmam Hatip ve Açık liseye mahkum edilmiştir.” dedi.

 

Şube Başkanı Hakan Eker yaptığı açıklamada, “Eğitim siyasi iktidarın ekonomik-siyasal çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırılırken, öğrencilerimiz özel liselere, meslek liselerine, imam hatip liselerine ve açık liselere yönlendirilmiştir. TEOG yerleştirmeleri sürecinde defalarca uyarmamıza rağmen göz göre göre yapılan yanlışlar sonucunda çok sayıda öğrenci belki de hiç gitmek istemeyeceği bir lise türüne otomatik olarak yerleştirilmiştir. TEOG’da tercih yapmayan 134 bin öğrenciden 94 binin meslek, 40 binin imam hatip liselerine otomatik olarak yerleştirilmiş olması MEB’in dayatmacı politikalarının son örneği olmuştur. Kendi istekleri dışında imam hatip liselerine ve meslek liselerine otomatik kaydı yapılan öğrencilerin büyük bölümü kontenjan olması halinde kaydını başka liselere almaya çalışmakta, bu sefer de karşılarına bürokratik engeller çıkarılmaktadır.

 

TEOG sonuçları üzerinden yapılan yerleştirmeler sonrasında yaşanan mağduriyetler mutlaka dikkate alınmalı ve hiçbir öğrenciyi istemediği bir okul türünde okumaya zorlamamalıdır. Eğitime ilişkin konularda atılacak her adım sonuçlarını düşünerek atılmalı, öğrenci ve velilerin endişelerine, sendikaların önerilerine mutlaka kulak verilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı TEOG rezaletinin hesabını vermelidir!

Büyük ölçüde üst düzey eğitim yöneticilerinin değerlendirmelerine dayanan, eğitim kurumları yönetici değerlendirme sonuçları açıklanmış ve 7 bin okul müdürünün büyük bölümü siyasi gerekçelerle resmen tasfiye edilmiştir. Sendikamızın bugüne kadar eğitim yöneticilerinin performans değerlendirmesine tabi tutulması ve atanma biçimleri ile ilgili olarak yapmış olduğu tespit ve eleştirilerin ne kadar haklı olduğu bir kez daha görülmüştür.

 

Eğitim yöneticilerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi sürecinde siyasi referanslar değil, liyakat ilkesi temel alınmalıdır. Eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde hiçbir baskı ve yönlendirmeye izin verilmemeli, her okul kendi yöneticisini, o okuldaki eğitim bileşenlerinin katılacağı demokratik seçimlerle yine kendisi seçmelidir.

 

12 yıldır, devlet okulları sorunları ile baş başa bırakılırken, her fırsatta özel okullara yönelik teşvik politikaları uygulanmıştır. Bugüne kadar özel okullara vergi teşvikleri ve çeşitli kalemlerde indirimler yapılmış, devlet okullarının talepleri dikkate alınmazken, özel okulların istekleri hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından anında yerine getirilmiştir. Halktan toplanan vergilerin özel okullara “öğrenim desteği” adı altında aktarılması, her şeyden önce herkese eşit ve parasız eğitim hakkının ihlali anlamına gelmektedir.

 

Yapılması gereken, kamusal kaynakların yine kamusal bir hak olan eğitim için, özel çıkarlar değil, toplumsal çıkarlar gözetilerek değerlendirilmesi ve sadece eğitimde değil, bütün alanlarda kamu harcamalarının payının arttırılmasının sağlanmasıdır. Eğitim Sen’in yıllardır savunduğu ve eğitim hakkının temel ayaklarını oluşturan kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim talebi gerçekleşmediği sürece, eğitimin niteliğini yükseltmek de, eğitimde yaşanan sorunlara kalıcı çözümler üretmek de mümkün değildir.

Yeni yasama yılı başında görüşmeleri devam edecek olan torba yasa tasarısının 98. Maddesinde yer alan düzenleme ile bir süredir kamuoyunda tartışılan zorunlu rotasyon (yer değiştirme) gündemi eğitim emekçileri ve aileleri tarafından büyük bir endişe ile izlenmektedir.

 

Öğretmenler açısından açıkça “sürgün” anlamına gelen ve pek çok yönden istismar edilebilecek “zorunlu rotasyon” uygulaması asla gündeme getirilmemelidir. MEB, öğretmenleri kendi istekleri dışında zorunlu rotasyona tabi tutmak yerine, gönüllülük ve teşvik esasına dayalı çözümler üretmeye çalışmalıdır.

 

AKP Hükümeti döneminde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan öğretmen atamaları rakamsal olarak artmış gibi görünse de, okullardaki öğretmen ihtiyacının ve beklenen rakamların gerisinde kalmıştır. Bu durum atama bekleyen işsiz öğretmenleri büyük bir strese sokmakta, intiharlara kadar varan olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bugüne kadar ataması yapılmadığı için 40’ın üzerinde işsiz öğretmen intihar etmiştir. Öğretmen istihdamı konusunda bugüne kadar benimsenen politika öğretmen yetiştirmeden atama sürecine kadar hiçbir planlamanın olmadığını göstermektedir. Nitelikli bir eğitimin gerçekleştirilebilmesi için öğretmenlerin yetiştirilme ve atanmaları sürecinin planlı şekilde işlemesi gerekmektedir.

 

“Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği”nde yapılan bir değişiklik ile bütün okulöncesi kurumlarda ikili eğitim yapılması kararı alınmıştır. Okul öncesi kurumlar olarak bilinen ve okul öncesi eğitim çağı çocuklarına eğitim veren anaokulu, ana sınıfı ve uygulama sınıflarında tam gün eğitim yerine ikili eğitime geçilecek olması başta okulöncesi eğitim çağında olan çocuklar ve onların anne-babaları olmak üzere yeni sorunlar ortaya çıkaracaktır.

Eğitim Sen yıllardır okulöncesi eğitimin yaygınlaştırılmasını ve zorunlu hale getirilmesini savunmaktadır. Bunun için öncelikle koşulları ve fiziki olanakları uygun olan okullardan başlanarak bütün ilkokullarda kurumlarında ana sınıfları zorunlu hale getirilmelidir. Okul öncesi kurumlarda her türlü beslenme, barınma giderleri devlet tarafından karşılanmalı, şuan bu kurumlarda yürütülen veliden para toplama uygulamasına son verilmelidir.

 

Yeni bir eğitim yılını TEOG ile, rotasyon uygulaması ile, partizan yönetici görevlendirmeleri ile, ikili eğitim uygulamasıyla, kamu kaynaklarının özele devri ile, ataması yapılmayan öğretmenler ile, öğretmensiz okullar ile sorunlarla açıyoruz. Eğitim Sen olarak tüm bu sorunlara karşı mücadele edecek; okullarımıza, çocuklarımıza, geleceğimize sahip çıkacağız! Kamusal, parasız, demokratik, bilimsel, anadilinde, laik eğitim hakkını savunmaya devam edeceğiz! Bu mücadelemizde tüm eğitim emekçisi arkadaşlarımızı, velilerimizi, öğrencilerimizi okullarına ve geleceğine sahip çıkmaya davet ediyoruz.” dedi.

 

Haber: Zeynep Koca

Kaynak: haber57.com.tr

 

Eğitim-sen

BİLGİLER
tarafından 06 Eylül 2014 - 00:35 tarihinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Yazı Şuana Kadar 123 views kez Okunmuştur.
PAYLAŞ
1
Yorum yapın

Yorum yapma kapalı.


1